Tarih ve Literatür

Sefa UYANIK
Mart 24, 2016

TARİH ve LİTERATÜR  

A) Cahiliye Dönemi  Ahlakına kısa Bir Bakış

a) Mürüvvet: Geniş anlamıyla yiğitlik ve mertliğin en ileri düzeyi, kısaca “övülmeye değer her şey anlamına gelir. Cahiliye araplarını anlayışını mürüvvet, başta hilim olmak üzere sabır, bağışlama, misafirperverlik, yoksulara yardım, iyi komşuluk, zayıfları koruma gibi erdemleri kapsamaktaydı. Sonraları ise delilik derecesinde şeref hastalığı anlamında kullanılmıştır.

B) Asabiyet : Kabile üyeleri arasında kayıtsız şartsız dayanışma yasasıdır. Tekasür süresinde eşleştirmiştir.

Cahiliye döneminin bütün ahlaki erdemlerinin arkasında kişinin veya kabilenin gururu (Fahr) şeref (Mecd) ve öfke (gazap,hamiye) duygularını tahmin etme; asalet, cömertlik ve yiğitlikle şöhret kazanma, saygı görme, başka kabileler karşında hem korku hemde hayranlık duygusu uyandırma arzusu yatmaktaydı.

B) KUR’AN VE SÜNNETTE AHLAK

a) İslam’ın Ahlakta Meydana Getirdiği Zihniyet Değişikliği

1.Arap kabilelerin koyu ve anlamsız putperestlikleri yüksek bir ahlakın kurulmasına baslı basına bir engel teşkil ediyordu bunun karşılığında İslam dini Mutlak ve genel geçerliği olan bir ahlaki yapı kurarken önceliği rahmeti çok geniş fakat cezalandırması çok şiddetli olan Allah inancını kökleştirmeye vermiştir.

2. İslam dini insan için suçu başkasından arama yerine kendi nefsiyle hesaplaşma iradesini geliştirdi. İslam insanlara hilim ve şefkat sahibi olmasını

Ederken cahiliye dönemindeki asiret ruhunun ve geçiçi hazlara düşkünlüğün doğurduğu kaba ve hoyrat geleneklerin terk edilirken nefsin dizginlenmesi tabiatındaki öfke ve şiddetten korunmasını öğütlenmistir

3.islamiyet ‘in gerçeklestirdiği en büyük zihniyet değişikliği asabiyet duygularını yok edip kabilecilik bağlarını kırarak insanlara evrensel değerlere özellikle temelde bütün insanlığın kardeşliği bilincine yöneltmesidir.Üstünlüğün doğuştan geldiğini savunan cahiliye adetinin tersine takva ile sonradan kazanıldığını savunur.

4.Adalet kavramı islam dini ile birlikte evrensel boyut kazandı.İslam; başkalarına yapılan kötülükler nedeniyle kişinin önce kendisine kötülük yapmış olduğunu ve bunun bir zulüm olduğunu kabul eder.

b) Kur’an ve Sünnet’te Temel Ahlak Kavramları

1.Takva

Tanım : İnsanın ibadet ve güzel isler yaparak kendisine acı vererek durumlardan korumasıdır.Seyyid şerif cürcani’ye göre; Allah’a itaat ederek o’nun vereceği cezalardan korunmak insanın kendisini yaptığı veya yapmadığı şeyler yüzünden müstahak olacağı ukubattan yine Allah’a itaat ederek korunmasıdır.

Fahreddin razi’ ye göre; bütün dini ve ahlaki ödevleri yerine getirme din ve ahlakın sakıncalı bulduğu tutum ve davranışlardan kacınmalıdır.

Ebu Talib El –mekki’ye göre :bütün iyilikleri kapsayan bir isimdir.

Bir diğer tanıma göre takva ; Allah’ın azabından korkarak o’nun buyruklarına uyup yasakladığı şeylerden titizlikle kacınmayı ifade eder.

Kur’an-ı kerim’in büyük önem verdiği takva kavramı, başlıca şu iki anlamı içermektedir:

a) Takva, İtikadi konularda yanlış ve batıl inançlara kapılmaktan, Ameli ve ahlaki konularda eksik, kusurlu , kötü, zararlı ve haksız davranışlardan, İslâm dininde esasları belirlenmiş olan hayat tarzın uymayan bir yaşayıştan sakınmak, uzak durmaktır.

b) Takva, kulluk görevini yerine getirirken ve her türlü kötülükleri terk ederken kulun öncelikle Allah’tan korkmasıdır. Ona karşı saygılı olmayı ön plana çıkararak bu saygıyı bütün davranışların ve hayatın temeli yapmaktır.

2. Hilim

İnsan ilişkilerinde sabırlı, hoşgörülü, bağışlayıcı, uzlaşmacı ve medeni davranışlar sergilemeyi sağlayan ahlaki erdemin adıdır. Sefeh ve cehl kavramlarının zıddı olarak gösterilmektedir.

Hilm kelimesi ile aynı kökten gelen Halim kelimesi Allah’ın güzel isimlerinden biridir. Halim kelimesi çok sabırlı, günahkarları cezalandırmakta acele etmeyen anlamına gelir.

c) İslam Ahlakının Bir Bilim Dalı Olarak Ortaya Çıkışı

a) İlk Gelişmeler ve Örnek Eserler

İlk dönemde Müslümanlar Kur’an’ın emrine uyarak hayatlarını Hz. Peygamber’in getirdiği öğretilere göre düzenlemeleri gerektiğine inanmışlardı.

8. yüzyıldan itibaren yeni oluşan bazı sorunlar nedeniyle farklı ahlak anlayışları ortaya çıkmaya başladı. Sonraları Grek felsefe kaynaklarının Arapçaya aktarılması sonucunda Müslüman filozoflar da temel ahlak problemlerini rasyonel yöntemlerle irdeleyen eserler yazmışlardır.

Hadisçi ve fakihler tarafından bu yöndeki ahlak çalışmalarının ilk örnekleri arasında;

Abdullah b Mübarek’in Kitabü’z-Zühd

Buhari’nin el-Edebül Müfred bunlar zikredilebilir.

Sonraki dönemlerde İslam Ahlakının başta gelen klasiklerinden biri, İbn Hibbân el-Büsti’nin Ravzatü’l-ukala ve nüzhetü’l fuzala adlı eseridir. Yine bir diğer eser de İbn Hazm’ın el-Ahlak ve’s-siyer fi müdâvâti’n-nüfus’udur. Ebu Nasr et-Tabersî’nin Mekârimü’l-ahlak’ı, Râgıb el-isfahânî’nin ez-Zeria ila mekarimi’ş-şeri’a, Gazzâlî’nin İhyâ’sı, Mâverdinin Edebü’d-dünya  ve’d-dîn diğer eserlerdir.

b) Edep Kavramı ve Edebî-Ahlakî Mahiyette Telifler

Edep kavramı genellikle “bir toplumda örf, adet ve kural halini almış iyi tutum ve davranışlar veya bunları kazandıran bilgiler” şeklinde tarif edilir.

İslâm’da edep kültürünün en eski kaynaklarından biri İbn Kuteybe’nin Edebü’l-Kâtib (Edebü’l-Küttâb) adlı eseridir. Bu eserde dilin ve nefsin edeplendirilmesin den bahsedilir. Hâris b. Esed el-Muhâsibî’nin Âdâbü’n-nüfus adlı kitabı, bilhassa ahlâk ve tasavvufa dair sonraki çalışmalarda geniş ilgi görecek olan “nefsin edeplendirilmesi” konusunda yazılan eserlerin ilki olmalıdır.

8. yüzyıldan itibaren edep kavramı âdâb-ı muâşeret şeklinde kullanılmaya devam etmiştir.

İmam Ebü’l-Hasan el-Mâverdî’nin edebe dair Edebü’d-dünya ve’d-dîn adlı kitabı, bu kaynakların örneklerindendir.

Buharinin özellikle geniş anlamda ahlaka dair derlediği hadis ve haberlerden oluşan eserinin adı el-Edebü’l-müfred’dir. Ahmed b. Hüseyin el-Beyhaki’nin El-Âdâb adlı eseri de ahlak ve muaşeret konularına dair hadislerden oluşur.

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

DHBT Sınavına Kalan Vakit
09 Aralık 2018 Pazar

Üye OlŞifremi Unuttum