5. Ünite – Dini Merasimlerde Hitabet ve Dua

M.Uyanık
Haziran 28, 2018

1. Din Hizmetlerinde Duanın Yeri

Dua, insanın içten bir şekilde Allah’a sığınmasını ve yakarışını ifade eder. Dua ederken Allah’ın yüceliği karşısında güçsüzlüğümüzü  itiraf ederiz, O’nun yardımını ve affını dileriz. Rabbimizin katında duamızla değer buluruz. Bütün ibadetlere ruh ve anlam katan duadır. Bu hususa Kur’an-ı Kerim’de şöyle işaret edilir:

قُلْ مَا يَعْبَأُ بِكُمْ رَبّ۪ى لَوْلَ دُعَاؤُكُمْ

Resulüm! De ki: Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?...” Sevgili Peygamberimiz de “Dua ibadetin özüdür.”  buyurmuştur.

İnsan, hayatı boyunca üstesinden gelemeyeceği birçok durumla karşılaşır. Keder, sıkıntı, korku, acizlik, yalnızlık ve ümitsizlik gibi hâller yaşar. İnsan yaratılışı gereği her zaman Allah’a dua etme ihtiyacı hisseder. Dua eden insanda Alla’ın duasını kabul edeceği ümidi vardır. Dua,  dua eden kişiye dayanma gücü ve sabır verir. Her zaman Onların sözleri ancak, “…Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Kâfir topluma karşı bize yardım et.” demekten ibarettir.

Din hizmetlerinde duanın önemli bir yeri vardır. Yeni doğa  çocuğa ad konulması, sünnet, nişan, nikâh, askere uğurlama vb. vesilelerle yapılan törenler toplumsal kültür ve kimliğin sonraki nesillere aktarılmasına aracı olurlar. Kişiler bu törenlerde din görevlisini yanlarında görmek, onun yapacağı bereket ve hayır dualarına âmin demek isterler. Bu sebeple din hizmetlerini yerine getiren görevlilerin dinî tebliğ etme fırsatı olarak gördükleri her ndurumu değerlendirmeleri gerekir.

 

 

2. Dinî Merasimlerde Hitabet ve Dua

Din görevlileri, dinî merasimlerde hem dua ederler hem de törenin dini yönden anlam ve önemine ilişkin konuşmalar yaparlar. Böylece kendisini dinleyenlere faydalı ve yönlendirici tavsiyelerde bulunurlar. Dinî merasimlerde yapılacak konuşmalarda kısa ve öz konuşmalı, bulunulan ortamla ilgisi olmayan konulardan kaçınmalıdır.

2.1. Ezan Duası

Ezanın bitiminden sonra Hz. Peygamberin öğrettiği ve şefaatine vesile olacağını haber verdiği şu dua okunur:

 

اَللّٰهُمَّ رَبَّ هٰذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ وَالصلََّةِ الْقَائِمَةِ اٰتِ مُحَمَّدًانِ الْوَسي۪لَةَ وَالْفَضي۪لَةَ وَالدَّرَجَةَ الرَّفي۪عَةَ وَابْعَثْهُ مَقَاماً مَحْمُوداًنِ الَّذ۪ى وَعَدْتَهُ اِنَّكَ لَ تُخْلِفُ الْمي۪عَادِ

“Ey bu mükemmel davetin ve daimi çağrının (veya kılınacak namazın) Rabbi olan Allahım! Muhammed’e sana yaklaştırıcı her türlü vesileyi ihsan et, onu faziletlerle donat. Onu -Kur’an-ı Kerim’indevaad ettiğin Makam-ı Mahmuda yücelt. Şüphesiz ki Sen vaadinden dönmezsin.”

 

2.2. Yemek ve İftar Duası

Peygamber Efendimiz her işe başlarken olduğu gibi yemekten önce de “besmele” çekerek Allah’ı anmış, etrafındakilere de besmeleyi tavsiye etmiştir. Besmeleyi, verdiği nimetler karşılığında yüce Yaratıcı’ya peşinen yapılan bir teşekkür olarak görmüştür. Allah Resulü, besmelesiz yenen yemeklerde bereket olmayacağını belirtmiştir. Yemeğe başlarken unutulursa, hatırlandığı an besmele çekilmesinin gerekli olduğunu bildirmiştir. Hz. Peygamber, yemekten sonra da şu ifadelerle Allah’a hamd etmiştir:

اَلْحَمْدُ لِِّٰ الَّذ۪ى اَطْعَمَنَا وَسَقَانَا وَجَعَلَنَا مِنَ الْمُسْلِمي۪نَ. وَرَحْمَةُ الّٰلِ وَ بَرَكَاتُهُ عَلَيْنَا وَعَلٰى جَمي۪عِ الْمُؤْمِني۪نَ.

اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ وَارْحَمْ صَاحِبَ هٰذَا الطَّعَامِ واْلاٰكِلي۪نَ. اِنَّا نَسْئَلُكَ تَمَامًا اَلنِّعْمَةَ وَدَوَامَ الْعَافِيَةَ وَالْحُسْنَ الْخَاتِمَةَ. اَللّٰهُمَّ زِدْ وَلَتَنْقُصْ وَبِحُرْمَةِ الْفَاتِحَةِ

“Bizi yediren, bizi içiren ve bizi Müslümanlardan kılan Allah’a hamdolsun. Allah’ın rahmeti, bereketi bizim ve tüm Müslümanların üzerine olsun. Allahım! Bu yemek sahibini ve yiyenleri bağışla, rahmet eyle. Şüphesiz biz Senden nimetin tamamını, sıhhatin devamını ve güzel ölümü isteriz. Allahım! Fatiha hürmetine nimetini artır, azaltma.”

 

Resûlullah yemeği ikram edenlere şu şekilde müjde verirdi:

اَفْطَرَ عِنْدَكُمُ الصَّائِمُونَ وَاَكَلَ طَعَامَكُمُ الَْبْرَارُ وَصَلَّتْ عَلَيْكُمُ الْمَلَئِكَةُ

“Oruçlular sizin yanınızda iftar etsinler, iyiler sizin yemeklerinizden yesinler, melekler de sizin için dua etsinler.”

 

Dua kitaplarında çeşitli yemek duaları yer alır. Bir örnek olarak Peygamberimizin yukarıdaki dualarıyla başlanıp aşağıdaki duayla devam edilebilir:

“Ya Rabbi! Bu helal gıdaların şükrünü yerine getirebilmeyi ve sana kullukta bulunabilmeyi bizlere nasip eyle! Bu sofrada tattırdığın nimetlerin daha güzellerini cennetinde tatmayı bizlere nasip eyle! Allahım bizleri nimetlerinden mahrum eyleme. Sağlık, huzur ve mutluluğumuzu daim eyle.Ya Rabbi! Bu sofranın hazırlanmasında emeği geçen kardeşlerimizin kazançlarına bereket, kendilerine sağlık, huzur ve mutluluk ihsan eyle! Ailelerinden ahirete göç edenlere ve geçmişlerimize merhamet eyle! Âmin.”

Oruç tutan Müslümanlar iftar vaktine ulaştıklarında büyük sevinç ve mutluluk duyarlar. Bu mutluluklarını Allah’a şükrederek ve dua ederek dile getirirler. İftar açarken Peygamberimizin tavsiyesine uyarak şu dua okunur:

 

اَللّٰهُمَّ لَكَ صُمْتُ وَبِكَ اٰمَنْتُ وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَعَلٰى رِزْقِكَ اَفْطَرْتُ

“Allah’ım! Senin rızan için oruç tuttum, sana inandım, sana güvendim, senin verdiğin rızıkla iftar ettim!”

 

2.3. Hatim ve Mevlit Duaları

Hatm sözlükte “örtmek, mühürlemek, bir şeyi tamamlayıp sonuna ulaşmak” gibi mânalara gelir. Terim olarak ise Kur’an-ı Kerim’i başından sonuna kadar yüzünden veya ezbere okuyarak bitirmeye hatim denilmektedir. Türkçe’de “hatim indirmek”, “hatmetmek” ifadeleri de kullanılmaktadır. Yüce Allah’ın son kelamı olan Kur’an-ı Kerim’i okumak sevabı çok yüksek olan bir ibadettir. Sevgili Peygamberimiz Kur’an’ı düzenli bir şekilde okuyarak hatim indirmeyi Allah’ın en çok sevdiği işlerden biri olarak nitelendirmiştir.

Hatmin faziletinden çokça yararlanmak için mübarek vakitleri seçenler olmuş cuma gecelerinde, oruçlu olarak hatim indirmeyi tercih etmişlerdir. Bu nedenle Ramazan ayında genellikle camilerde ve evlerde Kur’an okutup dinlemek ya da tek başına okumak suretiyle hatim indirmek gelenek hâline gelmiştir.

Üç aylarda ve özellikle Ramazanlarda yaygın olan bir diğer gelenek de mukabeledir. Camilerde ve evlerde daha çok sabah, öğle, ikindi namazları öncesinde hafızlar tarafından okunan Kur’an’ı takip etmek suretiyle hatim indirmeye “mukabele” denir. Hafızların bu okuyuşları için de aynı terim kullanılmıştır. Bu gelenek, Cebrail’in Ramazan aylarında her gece Hz. Peygamber’e gelerek o ana kadar nazil olan ayet ve sureleri karşılıklı okuyup kontrol etmelerine dayanır. Ülkemizde Ramazan mukabeleleri genellikle Ramazanın ilk günü başlar ve arefe günü tamamlanarak duası yapılır. Duanın Kadir gecesinde yapıldığı da olur. Mukabelede her cüz bir kişi veya birden çok hafız tarafından okunabilmektedir.  Hatim okurken acele etmekten ve tecvid kurallarını bozacak derecede süratli okumaktan kaçınmalıdır. Hatim sonuna yaklaşırken Duha Suresinden başlayıp Nas Suresinin sonuna kadar her surenin bitiminde “tekbir” getirilir.

Hatimden sonra bir tören yapılarak dua edilmesi gelenek hâline gelmiştir. Hatim, Nas Suresinin okunmasıyla sona erer. Ancak ardından Fatiha ile Bakara Suresinin ilk beş ayetinin okunması yeni bir hatme başlangıç sayılmıştır. Bu surelerin peşinden yapılan duaya “hatim duası” denir. Hatim duasına katılmak da faziletlidir. Hatim duası tek başına yapılabileceği gibi toplu hâlde de yapılabilir. Ayrıca Kur’an-ı Kerim mealinden okunarak bitirildiği zaman da hatim duası yapılabilir. Kur’an okumasını yeniöğrenenler için, Kur’an’ı baştan sona bitirdikleri zaman ya da ilk defa hatim indiren çocuklar için hatim merasimleri düzenlenmektedir. Ayrıca bir Müslüman vefat ettiği zaman birçok kişinin katılımıyla ölenin ruhu için hatim indirilir.

Ülkemizde evlilik, doğum, ölüm gibi farklı sebeplerle mevlit merasimleri yapılmaktadır. Mübarek gün ve gecelerde de zaman zaman mevlit törenleri düzenlenmektedir. Bütün bu merasimlerde “Mevlit” olarak bilinen Süleyman Çelebi’nin yazdığı kurtuluş vesilesi anlamına gelen “Vesiletü’n-Necat” isimli naat, Kur’an-ı Kerim ve salavat duaları okunur, ilahiler söylenir. Mevlit merasimine sebep olan olay hakkında kısa bir konuşma ve ardından dua yapılır.

Hatim ve mevlit merasimlerinde Arapça dua yapılabileceği gibi Türkçe dua da yapılabilir. Ancak dinleyenlerin kolaylıkla anlayabilmeleri için duaya kısa bir Arapça girişle başlayıp Türkçe olarak devam etmek daha uygun olur.

 

2.4. Tevbe İstiğfar Duası

Tevbe, kişinin yaptığı kötülüğe kalben pişman olması, bir daha işlememeye kesin karar vermesi ve Allah’tan bağışlanma dilemesidir. Tevbe ile yakın anlama sahip olan istiğfar kelimesi ise “kişinin kusurunun bağışlanmasını Allah’tan talep etmesi” demektir. Kur’an-ı Kerim’de ve Peygamber Efendimizin birçok hadis-i şerifinde tevbe ve istiğfara işaret edilmiştir. Rabbimizin gafûr, gaffâr, tevvâb gibi sıfatları da onun bağışlayıcı oluşuna işaret etmektedir. Nitekim bir ayette şöyle buyurulur:

 

قُلْ يَاعِبَادِىَ الَّذ۪ينَ اَسْرَفُوا عَلٰى اَنْفُسِهِمْ لَ تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ الّٰلِ اِنَّ الّٰلَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمي۪عًا اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحي۪مُ

“De ki: Ey kendilerine kötülük edip (günahta) aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü o, bağışlayandır, merhametlidir.”

 

İnsan hatasını anlayıp bir daha yapmamak üzere bütün samimiyetiyle  Allah’a tevbe etmelidir. Zira Rabbimiz şöyle buyuruyor:

يَااَيُّهَا الَّذي۪نَ اٰمَنُوا تُوبُوا اِلَى الّٰلِ تَوْبَةً نَصُوحًا

‘‘Ey iman edenler! Allah’a samimiyetle tevbe edin!…’’

 

Müslüman, her akşam yatmadan önce kendisini sorgular. O gün günah işleyip işlemediğini düşünür. Tevbe ve istiğfar ederek işlediği günahlarının affedilmesini ister. Tevbe istiğfar tek başına yapılabileceği gibi cemaat hâlinde de yapılabilir. Örneğin, cuma akşamları (perşembeyi cumaya bağlayan gece) yatsı namazının ardından Bakara Suresinin son iki ayeti okunduktan sonar aşağıdaki şekilde tevbe ve istiğfar duası yapılabilir.

اَسْتَغْفِرُ الّٰلَ الْعَظي۪مَ الْكَري۪مَ الرَّحي۪مَ الَّذ۪ى لاَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ وَاَتُوبُ اِلَيْهِ حَسْبِىَ الّٰلُ وَنِعْمَ الْوَكي۪لِ نِعْمَ الْمَوْلٰى وَنِعْمَ النَّصي۪رِ. غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ الْمَصي۪رِ

Allahım! Günahlarımı, bilgisizlik yüzünden yaptıklarımı, haddimi aşarak işlediğim kusurları, benden daha iyi bildiğin bütün suçlarımı bağışla! Allahım! Ciddi ve şaka yollu yaptıklarımı, yanlışlıkla ve bilerek işlediğim günahlarımı affeyle! Bütün bu kusurların bende bulunduğunu itiraf ederim. Allahım! Şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım, gizlediğim ve açığa vurduğum, ölçüsüz bir şekilde işlediğim ve benden daha iyi bildiğin günahlarımı affeyle! Öne geçiren de sen, geride bırakan da sensin. Senin gücün her şeye yeter. Allahım! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru!

 

2.5. Kurban Duası

Kurban gerek fert gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan malî bir ibadettir. Kişi kurban kesmekle Allah’ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu ortaya koymuş olur. Kurbanlık hayvanın kesiminde bazı kurallara uymak gerekir. Elinden geldiği sürece her kişinin kurbanını kendisinin kesmesi tavsiye edilmiştir. Bu mümkün olmazsa bir başkasına vekalet verip kestirebilir. Kurbanlık hayvan kesim yerine incitilmeden götürülür, kesileceği zaman kıbleye karşı ve sol tarafı üzerine yatırılır.
Hayvan yere yatırılırken şu ayetler okunur:

 

اِنّ۪ى وَجَّهْتُ وَجْهِىَ لِلَّذ۪ى فَطَرَ السَّمٰوَاتِ وَالَْرْضَ حَني۪فًا وَمَا اَنَا مِنَ الْمُشْرِكي۪نَ

“Yüzümü gökleri ve yeri yaratan Allah’a, onun birliğine inanarak hanif olarak yüzümü çevirdim. Ben müşriklerden değilim.” 

 

قُلْ اِنَّ صَلاَت۪ى وَنُسُك۪ى وَمَحْيَاىَ وَمَمَات۪ى لِِّٰ رَبِّ الْعَالَمي۪نَ لاَ شَري۪كَ لَهُ وَبِذٰلِكَ اُمِرْتُ وَاَنَا اَوَّلُ الْمُسْلِمي۪نَ

“Benim namazım, ibadetim (kurbanım), hayatım ve ölümüm hep âlemlerin rabbi olan Allah içindir. Onun ortağı yoktur. Bana böyle emrolundu ve ben Allah’a teslim olanların ilkiyim.”

Ardından şöyle dua edilebilir:

“Ey Allahım, dostun İbrâhim’den ve habibin Muhammed’den kabul buyurduğun gibi benden de kabul buyur.”

Daha sonra tekbir getirilir ve hayvanı keserken,

بِسْمِ الّٰلِ اَلّٰلُ أَكْبَرُ

“ En büyük olan Allah’ın adıyla” denir. Kurbanı kesen kişi vekilse kurban sahibi de besmeleye katılır.

 

2.6. Mübarek Gün ve Geceler

Bazı önemli olaylar, gerçekleştikleri zamanlara önem ve değer katar, diğer zaman dilimlerinden farklı hâle getirir. İslâm dininde mübarek gün ve geceler; Cuma, Ramazan ve Kurban bayramları, aşure günü ile kandil gecelerinden oluşmaktadır. Bu vakitlerde yapılacak ibadet ve iyiliklerin diğer zamanlarda yapılanlardan kat kat fazla sevaba vesile olacağı müjdelenmiştir.

Cuma, İslâm dininde çok önemli kabul edilen haftalık toplu ibadet günüdür. Gerek fert gerekse toplum olarak Müslümanlar açısından büyük önem taşıyan Cuma günü âdeta bir bayram günü kabul edilmiştir. Hz. Peygamber, “Güneşin doğduğu en hayırlı gün cumadır.” sözüyle bu günün özelliğini dile getirmiştir. Başka bir hadiste bu günde yapılan duaların kabul edileceği bir anın (icabet saati) bulunduğu haber verilmektedir.

İslam dininde Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı olmak üzere iki bayram vardır. Bayramlarda dini duygular pekişir, bireyler arasındaki birlik ve beraberlik güçlenir. Dinî bayramlar, insanlar arasındaki dostlukları ilerletmeye vesile olur. Bayramlaşma sayesinde, gergin ve soğuk ilişkiler yumuşar, kırgın, dargın ve küskünler barışır.

Aşure (aşûra), kameri takvime göre muharrem ayının onuncu günüdür. Bu günde tutulması tavsiye edilen oruca “aşûra orucu” denir. Toplumumuzda muharrem ayında ve özellikle bu ayın onuncu gününden itibaren “aşure” adı verilen bir tatlı pişirilerek dağıtılır. Bu gelenek, hayır işlemek ve gönül almak için güzel bir vesiledir. Peygamber Efendimiz Muharrem ayının dokuz, on ve on birinci günlerinde oruç tutulmasını tavsiye etmiştir.29 Müslümanlar Cuma ve bayramlar dışında bazı gün ve gecelerde dini, tarihi olayları hatırlayarak bu zaman dilimlerini değerlendirirler.

Toplumumuzda “kandil geceleri” olarak bilinen beş gece şunlardır: Mevlit, Regaib, Mi’rac, Berat ve Kadir. Osmanlı döneminde camiler aydınlatılıp minarelerde kandiller yakılarak kutlandığı için bu gecelere kandil geceleri denilmiştir. Bu gecelerin kutlanma tarihleri kameri takvime göre şu şekilde belirlenmiştir; Mevlit Kandili Rebiülevvel ayının on ikinci gecesi, Regaib Kandili Receb ayının ilk Cuma gecesi, Mi’rac Kandili Receb ayının yirmi yedinci gecesi, Berat Kandili Şaban ayının on beşinci gecesi, Kadir Gecesi ise Ramazan ayının yirmi yedinci gecesidir. Receb, Şaban ve Ramazan aylarını birlikte ifade etmek için üç aylar tabiri de kullanılır.

Regaip Kandili, Receb ayının ilk Cuma gecesinde kutlanır. Regaib kelimesi sözlükte “kendisine rağbet edilen şey, bol ve değerli bağış” anlamındadır. Dini bir terim olarak “bol sevap ve mükafat, faziletli amel” anlamına gelir. Müslümanlar Regaip Kandili’nde Allah’ın rahmetine sığınarak ondan bağışlanma isterler. Böylece Receb, Şaban ve Ramazan ayını kapsayan üç aylara hazırlanmış olurlar.

Receb ayının yirmi yedinci gecesinde Miraç Kandili kutlanır. Hz. Muhammed, bu gece Mekke’den alınmış ve Kudüs’e getirilmiştir. Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’dan ayrılarak göklere yükseltilmiştir. Bu geceye, göklere yükselmek anlamına gelen “Miraç” adı verilmiştir. Ayrıca bu gecede beş vakit namaz Müslümanlara farz kılınmış, Hz. Peygambere, Allah’a şirk koşmadıkları sürece ümmetinin günahlarının bağışlanacağı müjdesi verilmiştir

Üç ayların ikincisi olan Şaban ayının on beşinci gecesinde Berat Kandili kutlanır. Berat Kandili adını Allah’ın günahkarları affetmesinden alır. Bu nedenle Müslümanlar bu gecede günahlarının bağışlanması için Allah’a tevbe ve dua ederler. İslam alimleri arasında Duhân Suresinin 3. ayetinde sözü edilen “mübarek gece”nin Berat olduğu görüşünde olanlar da vardır. Hz. Peygamberin bu gecede ibadetle meşgul olmayı ve gündüzünde oruç tutmayı teşvik ettiği nakledilir

Müslümanlarca kutlanan mübarek gecelerin en önemlisi Kadir Gecesidir. Kadir kelime olarak; değer, kıymet ve itibar anlamlarına gelir. Kadir Gecesi değerini Kur’an-ı Kerim’in o gece indirilmeye başlanmasından alır. Bu gecenin zamanıyla ilgili farklı rivayetler varsa da Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi olduğu görüşü ağırlık kazanmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de Kadir Gecesi’nin önemi şöyle dile getirilmiştir: “Biz onu (Kur’an’ı) Kadir Gecesi’nde indirdik. Kadir Gecesi’nin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar. O gece esenlik, gün ağarıncaya kadar sürer.”

Mübarek gün ve geceler, dinî hayatın daha canlı hâle gelmesi, Müminlerin dini şuurlarının güçlenmesine zemin hazırlayan fırsatlardır. Bu vakitler için belirlenmiş özel ibadet şekilleri yoktur. Bu zaman dilimlerini değerlendirmek için Müslümanlar gündüzleri oruç tutarak, geceleri ise namaz kılarak, Kur’an okuyarak ve dua ederek geçirirler. Maddi durumu iyi olanlar, mübarek gün ve gecelerde ihtiyaç sahiplerine yardım ederler. Komşular ve akrabalar çeşitli ikramlarla birbirlerinin kandillerini kutlarlar.

Dolayısıyla mübarek gün ve geceler, insanlar arasındaki sevgi ve merhamet duygularının gelişmesine, toplumsal birlik ve beraberliğe katkı sağlar. Din görevlileri bu türdeki gün ve gecelerde camiye gelen cemaate faydalı olabilmek için gerekli hazırlıkları yapmalıdır. O günün veya gecenin önemini ifade eden vaaz, Kur’an tilaveti, ilahiler ve duadan oluşan bir program hazırlamalıdır.

 

2.7. Ad Koyma Merasimi

İsim, kişinin toplumda bilinmesi ve tanınması için kullanılan bir simge özelliği taşır. Dünyaya gelen bir çocuğa verilecek isim, onun yetişeceği toplumda alay konusu yapılmayacak ve onu küçük düşürmeyecek isimlerden olmalıdır. Bu nedenle anne-babalar çocuklarına güzel ve anlamlı isimler vermelidir. Hz. Peygamber, “Siz kıyamet gününde hem kendi adınızla, hem de babalarınızın adıyla çağırılacaksınız; bu sebeple kendinize güzel adlar koyun.” buyurmuştur.

Abdestli olarak ismi konacak olan bebeği kucağına alır; sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okur. Daha sonra bebeğe ismiyle seslenilir. Şura Suresi’nin 49-53. ayetleri aşır olarak okunduktan sonra şöyle dua edilebilir:

“Ya Rabbi! Bu yavruya verdiğimiz ismi, kendisi hakkında hayırlı eyle. İsmine leke getirecek, kendini utandıracak davranışlardan koru. İsmi ile mutlu ve huzurlu eyle. Bu çocuğun ana-babasına itaatli, vatanına ve tüm insanlığa faydalı olarak yetişmesini nasip eyle. Kendisine ve ana-babasına, uzun ve hayırlı bir ömür, geniş rızık ihsan eyle”. İslam’a ve Müslümanlara hayırlı hizmetlerde bulunmayı nasip eyle. Duadan sonra anne-baba tebrik edilir.

Maddi durumu yerinde olanlar için Allah’ın vermiş olduğu çocuk nimetine karşı bir şükür olarak çocukların doğumlarının yedinci gününde kurban keserek ikram etmek Şafiilere göre sünnet Hanefilere göre müstehaptır. Bu kurbana akika adı verilir. Aynı gün saçları traş edilerek çocuğa isim konması ve kesilen saçların ağırlığınca gümüş veya altının sadaka olarak verilmesi de müstehap kabul edilmiştir.

 

2.8. Sünnet Merasimi

Semavi dinlerde Hz. İbrahim’den itibaren uygulanmakta olan sünnet geleneği İslamiyet’te de devam etmiştir. Sünnet Hz. Peygamber’in hadislerinde fıtrat gereği yapılan işler arasında sayılmıştır. Toplumumuzda sünnet törenlerine önem verilmiş, sünnet vesilesiyle ziyafet verilmesi ve mevlit okutulması yaygın bir gelenek hâline gelmiştir. Sünnet töreninde, önce anne-baba tebrik edilir. Çocukları iyi yetiştirmenin önemini anlatan kısa bir konuşma yapılır. Bu konuşmada Peygamber Efendimizin hayat tarzı üzere yaşamanın gereğine de işaret edilir. Sünnet olan çocuğun hayırlı bir evlat olması ve başka mutlu günlerinin anne-babası tarafından görülmesi için dua edilir.

Sünnet töreninde aşır olarak Teğabün Suresi’nin 14-18. ayetleri veya Lokmn Sûresi 13-19.ayetleri okunduktan sonra şu dua yapılabilir: “Ya Rab! Peygamberimizin sünnet-i seniyyesine uyarak yavrusunu sünnet ettiren bu kardeşimizin amelini kabul eyle, günahlarını bağışla. Evladını kendisine, ailesine, yakınlarına, milletine, insanlığa hayırlı ve faydalı eyle. Salih evlat olarak yetişmesine yardım eyle. Ya Rab! Sünnet olan yavrumuza acı ve ızdırap çektirme. Onu lütfunla ve merhametinle sevindir. Sünnet olan evladımızı Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’in nurlu ve kutlu yolundan ayırma. Onun yüce ahlakından nasiplenerek, İslâm ahlakı ile yetişmesini nasip eyle. Cümlemizin yavrularını Kur’an ve sünnetin ışığından ayırma. Ya Rabbi! Çocuklarımızı görünür görünmez kaza ve belalardan koru. Sevgi ile büyüyerek bütün insanlığın esenliği için çalışan birer yetişkin olmalarını lutfeyle. Âmin.”

 

2.9. Nişan ve Nikâh Merasimi

Kişi ve toplum hayatında önemli yeri olan evlenme gibi bir hadiseyi kutlama arzusu nikâh törenlerinin uygulanmasına zemin hazırlamıştır. Düğün dolayısıyla verilen yemeğe “velime” adı verilmiştir. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) velimeyi tavsiye etmiştir. Velimede gösteriş ve israftan uzak durarak herkes kendi imkânları çerçevesinde ikramda bulunmalıdır.

Nişan ve söz kesme gibi törenlerde dinimizin evlilik kurumuna verdiği önemi anlatan bir konuşma yapılır. Kısa bir aşır okunduktan sonra şöyle bir dua yapılır:

 

اَلْحَمْدُ لِِّٰ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَالصلََّةُ وَالسلََّمُ عَلٰى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ

“Ya Rabbi! Bu genç kardeşlerimizin nişanlarını kendileri ve aileleri için hayırlı ve mübarek eyle! Gençleri ve ailelerini fitne ve fesattan muhafaza eyle! Bu kardeşlerimizin nişanlarını düğün ile taçlandır ya Rabbi! Bu hayırlı işlerinde kendilerine kolaylıklar nasip eyle! Dualarımızı kabul eyle, bizlere sağlık ve afiyet ihsan eyle ya Rabbi!” Nişan törenlerinde nikâh duası da okunabilir.

Nikâh merasimi için gerekli şartlar sağlandıktan sonra bu merasimi icra edecek kişi, Nur Suresi’nin evlenme ile ilgili 32-34. ayetlerini okur; Hz. Peygamberin “Nikâh benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimle amel etmezse o benden değildir.”34 hadisini zikrederek, nikâhın şartlarından, aile kurmanın ve evliliğin öneminden bahseder. Eşlerin birbirlerine karşı hak ve sorumlulukları hatırlatılır. Ayrıca nikâh kıyacak kişinin nikâh törenine başlamadan önce resmi nikâhın kıyılmış olmasını bir şart olarak aramalıdır.

Nikâh şöyle kıyılır: Nikâhı kıyacak kimse gelinin, damadın ve babalarının isimleriyle şahitlerin ad ve soyadlarını not alır. Aralarında anlaştıkları mehir miktarını ve muaccel (peşin) mi müeccel mi olduğunu öğrenir. Önce geline, “…….. kızı……..Hanım! Allah’ın emri, Peygamber Efendimizin sünneti üzere, ……. oğlu ……..Bey’i anlaştığınız ………. mehr-i müeccel veya mehr-i muaccel35 ile hiçbir baskı altında olmadan özgür iradenizle eş olarak kabul ettiniz mi?” diye sorar. Gelinin “Evet kabul ettim” demesi istenir. Daha sonra damada “…..oğlu…….Bey! Allah’ın emri, Peygamber Efendimizin sünneti üzere……. kızı ……..hanımı anlaştığınız ………. mehr-i müeccel veya mehr-i müaccel ile eşliğe kabul ettiniz mi?” diye sorar. Damadın “Evet Kabul ettim” demesi istenir. Daha sonra şahitlere döner ve “Siz de bu nikâh akdine şahit misiniz?” diye sorar ve nikâh duası ederek nikâh akdini tamamlar.

 

2.10. Hacı Uğurlama Merasimi

Hac, İslam dininin, üzerine inşa edildiği beş esastan biridir. Her sene dünyanın değişik bölgelerinden yüzbinlerce Müslüman Mekke’de Kâbe’yi ziyaret etmek, arafe günü diğer hacı adaylarıyla Arafat’ta toplanıp dua etmek ve Medine’de Hz. Muhammed’in mübarek kabrini ziyaret etmek için yakınlarını, evlerini ve işlerini geride bırakıp kutlu bir yolculuğa çıkar. Hac yolculuğu ile ilgili hazırlıklara aylar öncesinden başlanır. Hacı adayları tanıdıkları ve akrabalarıyla vedalaşır ve helalleşir. Yolcululuğa çıkılacağı zaman da uğurlama törenleri yapılır. Hacı adaylarının uğurlanması coşkulu ve manevi hislerle dolu anların yaşanmasına vesile olur.

Hac ibadetinin dua ile çok yakın bir ilişkisi vardır. Aslında bu ibadetin bütün safhalarında çeşitli şekillerde dualara yer verilmiştir. Hac yolculuğuna çıkılacağı zaman dua ile başlanılması da bu ibadetin ruhuna uygundur. Bu mukaddes yolculuğa çıkanları uğurlama esnasında hac ibadetinin anlamı üzerine kısa bir konuşma yapılarak dua edilir.

Örnek Bir Hacı Uğurlama Duası

 

2.11. Asker Uğurlama Merasimi

Askerlik, yurdumuzun düşman saldırısından korunması için belli bir yaşa gelen her erkek Türk vatandaşının yerine getirmekle yükümlü olduğu bir görevdir. Peygamberimiz, Allah yolunda olma bilinciyle nöbet tutan bir mümine büyük mükafatların verileceğini müjdelemiştir. Din, can, akıl, ırz, mal, vatan ve bayrak gibi değerleri düşmanlara karşı korumak için mücadele etmeye cihad adı verilir. Allah yolunda, savaşırken ölenlere “şehit” sağ kalanlara da “gazi” denir. Peygamberlerden sonra derecesi en yüksek olanlar şehitlerdir. Şehitler, Yüce Allah’ın sevgili kullarıdır. Cennette, onlar için sonsuz nimetler hazırlanmıştır. Al-i İmran Suresi’nin 169. ayetinde şöyle buyurulmaktadır:

وَلَ تَحْسَ بَنَّ الَّذ۪ينَ قُتِلُوا ف۪ى سَبي۪لِ الّٰلِ اَمْوَاتًا بَلْ اَحْيَاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ

“Siz, Allah yolunda ölenleri, sakın ölüler sanmayın. Bilakis onlar, Rableri katında diridirler. (Onlar, cennet nimetleriyle) rızıklanırlar.”

Gençlerimizi askere uğurlamak için törenler düzenlenmesi ülkemizde gelenek hâline gelmiştir. Milletimiz böyle ulvi bir göreve evlatlarını dualar eşliğinde uğurlamaktadır. Bu törenlerde yörenin örf ve âdetlerine, dini geleneklerimize uygun eğlencelerde düzenlenir. Ancak bu eğlencelerde taşkınlık yapmak, günaha bulaşmak ve başkalarını rahatsız etmek doğru değildir.

Asker uğurlama törenlerinde dua eden kişi askerliğin önemini belirten bir konuşma yapar. Daha sonra dua eder ve tekbirlerle gençleri askere uğurlar.

 

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

DHBT Sınavına Kalan Vakit
09 Aralık 2018 Pazar

Üye OlŞifremi Unuttum